CNG (COMPRESSED NATURAL GAS), yüksek basınca sıkıştırılmış ve tanklarda depolanan doğal gaz veya biyogazdır. Doğal gazın standart atmosfer basıncında kapladığı hacmin %1’inden daha azına sıkıştırılması ile benzinden üretilir. Yeterli sürüş miktarı sağlamak için bir araçta inç kare başına 3.600 PS’e kadar bir basınçta sıkıştırılmış gaz halinde depolanır. CNG ile çalışan bir araç, GGE (benzin galon eşdeğeri) bazında geleneksel bir benzinli araçla yaklaşık olarak aynı yakıt ekonomisine sahiptir. Doğal gaz diğer yakıtlara kıyasla havadan daha hafif olduğu ve salındığında hızla dağıldığı için dökülme durumunda daha az tehdit oluşturur. CNG diğer yakıtlara oranla (elektrik hariç) daha az istenmeyen gaz üretir.
LNG atmosfer basıncında doğal gazın -162°C’a kadar soğutularak renksiz formda sıvı faza geçmiş halidir. Soğutma işleminden geçirilen doğal gaz, sıvılaştırma sonucunda 600 kat küçülerek, taşıma ile depolama süreçlerini çok daha kolay ve güvenli hale getirir. LNG, sıvı halde iken alevlenmez. Bir birim/hacim LNG buharlaştırıldığında 600 birim/hacim doğal gaz elde edilir. LNG kokusuz renksiz zehirleyici olmayan sıvıdır. Az sayıda nitrojen, oksijen, karbondioksit, kükürtlü bileşikler ve su gibi kirleticiler içerir ancak LNG sıvılaştırılırken kirleticiler uzaklaştırıldığından doğal gazdan daha temizdir. LNG başta gemi, tren ve kamyon tankerleri olmak üzere diğer alanlarda da düşük maliyetli ve temiz yakıt alternatifi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Büyük çoğunluğunu metanın oluşturduğu (%90) doğal gazın içinde etan, propan ve diğer ağır hidrokarbonlar bulunur.
LPG olarak bilinen Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (Liquified Petroleum Gas), bütan ve propan gazlarının karışımıdır. Ham petrol damıtılırken, parçalanması sırasında ya da doğal gaz yataklarından elde edilir. Normal şartlarda LPG renksizdir ve kokusuzdur. Ayrıca yanıcı ve parlayıcı özelliğe sahiptir. Gaz kaçaklarının fark edilmesi için rafineri tarafından özel bileşiklerle kokulandırılmıştır. LPG'nin iki önemli özelliği basınç altında likit halde özel basınçlı kaplar içinde tutulması ve gaz halindeyken havadan ağır olmasıdır.
CNG'nin ortam sıcaklığında ve yüksek basınçta depolanması, LNG'nin ise düşük sıcaklıkta ve neredeyse ortam basıncında depolanmasıdır. İlgili depolama koşullarında, LNG bir sıvıdır ve CNG bir süper kritik sıvıdır. CNG, pahalı bir soğutma işlemi ve kriyojenik tanklar gerektirmediği için LNG'ye kıyasla daha düşük üretim ve depolama maliyetine sahiptir. Bununla birlikte, CNG, benzinin enerji eşdeğerini depolamak için çok daha büyük bir hacme ve çok yüksek basınçların (3000 ila 4000 psi veya 205 ila 275 bar) kullanılmasını gerektirir. LPG doğalgazın aksine havadan çok daha ağırdır. Bu LPG’nin sızıntı durumunda yere çökmesine neden olur. Bu nedenle LPG sızıntıları doğal gaz sızıntısından daha tehlikelidir.
Elektrikli otomobil, aracı hareket ettirecek enerjiyi sağlamak için elektrik motorundan güç alan araç türlerini ifade ediyor. Geleneksel araçların aksine EV’lerde, batarya ya da yakıt hücresinden elde edilen elektrikle çalışan bir elektrik motoru bulunuyor. Ayrıca bu araçlarda vites de olmadığından, her biri tam otomatik şekilde piyasaya sunuluyor. EV’ler, geleneksel yakıtlı motorlara sahip araçlardan daha çabuk hızlanıyor ve vites geçişleri olmadığından sürüşleri de daha hafif oluyor.
Esasen “elektrikli otomobil” denildiğinde, tamamen elektrik ile çalışan araçlar (BEV: Battery Electric Vehicle) kastediliyor. Bu araçlar hareket edebilmek için yalnızca bataryaya ihtiyaç duyuyor. Bununla beraber, bir elektrik motoru ile çalışsa da şarjı bittiğinde fosil yakıt (benzin ya da dizel) kullanarak yoluna devam edebilen plug-in hibrit araçlar (Plug-in Hybrid Electric Vehicles) da bulunuyor. İçten yanmalı motora sahip araçlara kıyasla daha az araç parçası ihtiva ettiği için elektrikli araçlar, bakım kolaylığı yönünden de kullanıcı dostu oluyor. Tamamen elektrikli araçlar, geleneksel araçlara kıyasla yaklaşık yüzde 99 daha az hareketli parça içeriyor. Bu da içten yanmalı motora sahip araçlardan daha az masraflı bir bakım gerektirdikleri anlamına geliyor. Aynı zamanda EV’ler, yalnızca elektrik ile çalıştıklarından ötürü çevre kirliliğini azaltmaya dair de umut verici çözümler sunuyor.
Yakıt hücreli arabalar, gazı yakmayan, bunun yerine yakıtın kimyasal enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren yerleşik bir yakıt hücresi “yığına” beslenen sıkıştırılmış hidrojen gazı ile çalışır. Bu elektrik daha sonra arabanın elektrik motorlarına güç sağlar. Egzoz emisyonları sıfırdır ve üretilen tek atık saf sudur. Yakıt hücresinin yapısı bir bataryaya benzer. Hidrojen anoda girer, burada hidrojen atomlarının bir elektron ve protona ayrılmasını destekleyen bir katalizör ile temasa geçer. Elektronlar, otomobilin yüksek voltaj devresine bağlı olan, yerleşik aküyü ve/veya tekerlekleri döndüren motorları besleyen iletken akım toplayıcı tarafından toplanır.
Yakıt hücreli arabalar, 300-400 mil menzil için yeterli hidrojen yakıtı taşıyabilir ve tankları, standart bir arabanın benzin deposu kadar hızlı doldurulabilir. Mevcut kiralama anlaşmaları genellikle üç yıla kadar ücretsiz yakıt içerir. Pompada hidrojen, benzinden çok daha fazla satar, ancak bir yakıt hücreli araba, eşdeğer miktarda yakıtla geleneksel bir arabanın yaklaşık iki katı yol alır.
Bir hidrojen yakıt hücresi tahrik sistemi, birçok ayrı yakıt hücresi ile katmanlanmış bir yakıt hücresi yığını içerir. Yerleşik bir yakıt kaynağından hidrojen ve havadan oksijen sırasıyla anot (negatif) ve katoda (pozitif) beslenir. Anotta, hidrojen molekülleri, harici bir devre yoluyla katoda giden elektronları serbest bırakır.
Elektrik motoruna/motorlarına ve diğer sistem elektroniğine güç sağlayan bir elektrik akımı yaratmak. Bir FCEV'de, yakıt hücresi yığını tarafından üretilen güç, FCEV'nin elektrik motorunu/motorlarını çalıştırmak için kullanılır ve gerektiğinde ek güç yeniden şarj edilebilir bir pilden sağlanır. Bu pil aynı zamanda rejeneratif frenleme ile donatılmış FCEV'lerde üretilen ek kısa vadeli enerjiyi depolamak için kullanılır.
Volvo, 1927 yılında İsveç’te kurulmuş, otomotiv sektöründe güvenlik ve kalite denince ilk akla gelen markalardan biridir. Kurulduğu günden bu yana sürücü ve yolcu güvenliğini ön planda tutan Volvo, emniyet kemeri gibi hayat kurtaran birçok yeniliği sektöre kazandırmıştır. Sağlam yapısı, uzun ömürlü motorları ve kullanıcı odaklı mühendislik anlayışı ile dünya genelinde güvenilir bir marka olarak konumlanmıştır.
Günümüzde Volvo, sadece güvenlik değil aynı zamanda sürdürülebilirlik ve teknoloji alanındaki yatırımlarıyla da dikkat çekmektedir. Elektrikli ve hibrit araçlara yaptığı yatırımlar, çevre dostu üretim yaklaşımı ve sade İskandinav tasarım dili ile modern otomotiv dünyasında güçlü bir yer edinmiştir. Konfor, estetik ve ileri teknolojiyi bir araya getiren Volvo, premium segmentte kullanıcılarına güvenli ve keyifli bir sürüş deneyimi sunmaktadır.
VOLVO
Yakıt hücreli elektrikli kamyonlar, 1.000 km'ye kadar birçok dizel kamyonla karşılaştırılabilir bir operasyonel menzile ve 15 dakikadan daha kısa bir yakıt ikmali süresine sahip olacak. Toplam ağırlık yaklaşık 65 ton veya daha fazla olabilir ve iki yakıt hücresi gemide 300 kW elektrik üretme kapasitesine sahiptir. Hidrojenle çalışan yakıt hücreli elektrikli kamyonlar, özellikle uzun mesafeler ve ağır, enerji gerektiren görevler için uygun olacak. Ayrıca pil şarj etme olanaklarının sınırlı olduğu ülkelerde de bir seçenek olabilirler. Bir yakıt hücresi harici bir kaynaktan şarj edilmek yerine kendi elektriğini gemideki hidrojenden üretir. Yayılan tek yan ürün su buharıdır.
VOLVO
Atık toplama ve dağıtım taşımacılığı gibi kentsel taşımacılık için, sıkıştırılmış doğal gaz veya biyogazla 400 km'ye kadar çalışma aralığı sunan hafif ve çok yönlü Volvo FE CNG'yi alabilirsiniz. Bölgesel ve uzun yol taşımacılığı için, sıvılaştırılmış doğal gaz veya biyogazda yüksek performans ile 1000 km'ye kadar çalışma menziline sahip Volvo FM LNG ve Volvo FH LNG'yi alabilirsiniz.
VOLVO
Gazla çalışan Volvo FH LNG, uzun mesafeli nakliye için optimize edilmiştir. Güç aktarma sistemi, Volvo'nun dizel motor teknolojisine dayanmaktadır. Ancak sadece dizel yerine, gazı tutuşturmak için LNG ve az miktarda dizel veya HVO ile çalışır. Bu, CO2 ayak izini azaltır ve LNG genellikle daha ucuz olduğu için daha düşük yakıt maliyetleri fırsatı sunar. Gazla çalışan güç aktarma sistemi, Volvo FH'da kullanılan ünlü motor teknolojisine dayanmaktadır. Aynı performansı sunar – ancak %20'ye kadar daha az CO 2 emisyonu* ile. 420 hp veya 460 hp ya da güç değerleri arasında seçim yapabilirsiniz, böylece taviz vermenize gerek kalmaz.
VOLVO
Volvo FM LNG, gazla çalışır ve bölgesel nakliye taşımacılığı için optimize edilmiştir. Volvo'nun dizel motor teknolojisine dayanan bir güç aktarma organı var. Ancak sadece dizelle çalışmak yerine LNG ve küçük bir dizel payı kullanıyor. Bu, CO2 ayak izini azaltır ve LNG genellikle daha ucuz olduğu için daha düşük yakıt maliyetleri fırsatı sunar. Gazla çalışan güç aktarma sistemi, Volvo FM'de kullanılan ünlü motor teknolojisine dayanmaktadır. Aynı performansı sunar – ancak %20'ye kadar daha az CO2 emisyonu* ile. 420 hp veya 460 hp ya da güç değerleri arasında seçim yapabilirsiniz, böylece taviz vermenize gerek kalmaz.
VOLVO
Volvo FE CNG, kentsel dağıtım taşımaları ve atık toplama için optimize edilmiştir. Gazla çalışır ve yalnızca CO2 emisyonlarını azaltan CNG (doğal gaz veya biyogaz) ile çalışır. Aynı zamanda dizel motorlu Volvo FE kadar üretken ve verimlidir.
VOLVO
Elektromobilite, fosilsiz ulaşıma giden yolda önemli bir rol oynamaktadır. Volvo Group bünyesinde kendini kanıtlamış teknolojiye dayanan elektrikli kamyonları, gerçek operasyonlarda şimdiden sokaklarda dolşaıyor. Elektrikli ulaşım çözümleri, nakliye operatörlerinin emisyonları ve gürültüyü önemli ölçüde azaltmalarına yardımcı oluyor. Sektörü sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirmeye devam etmeye kararlıdır.
Mercedes-Benz, 1926 yılında kurulan ve otomotiv tarihinin en köklü markalarından biri olarak kabul edilen Alman merkezli bir üreticidir. Lüks, kalite ve mühendislik denildiğinde akla ilk gelen markalardan biri olan Mercedes-Benz, aynı zamanda dünyanın ilk otomobili olarak kabul edilen Benz Patent-Motorwagen ile otomotiv tarihine yön vermiştir. Marka, üstün Alman mühendisliği ve yenilikçi teknolojileriyle global pazarda prestijli bir konuma sahiptir.
Günümüzde Mercedes-Benz; konfor, performans ve ileri teknolojiyi bir araya getiren geniş ürün yelpazesiyle öne çıkmaktadır. Elektrikli mobilite alanında geliştirdiği EQ serisi, otonom sürüş sistemleri ve dijital kokpit teknolojileri ile geleceğin otomotiv dünyasına yön vermektedir. Modern tasarım anlayışı ve yüksek güvenlik standartları ile Mercedes-Benz, premium segmentte kullanıcılarına ayrıcalıklı bir sürüş deneyimi sunmaya devam etmektedir.
MERCEDES-BENZ
Model iki vitesli şanzıman ile birlikte iki elektrik motoruna sahip. Bununla birlikte model versiyona bağlı olarak; 105 kWh kapasiteli üç veya dört pil paketi ile birlikte geliyor. Bununla birlikte model ile sunulan maksimum pil kapasitesi 420 kWh seviyesinde. Bu büyük pil sayesinde model kullanıcısına 400 kilometre menzil sunabiliyor. Fakat model 160 kW’a kadar şarj edilebiliyor. Yani normal bir 400A DC şarj istasyonunda, üç pil paketinin yüzde 20 şarj oranından yüzde 80 şarj oranına ulaşabilmesi için 1 saatten biraz daha uzun süre gerekiyor. Mercedes, sessiz doğası ve emisyonsuz çalışabilmesi nedeniyle, normalde benzinli veya dizel modellerin giremeyeceği vakitlerde; gündüz veya gece, modelin şehir merkezlerine sessiz bir şekilde gidebileceğini belirtiyor. Ayrıca müşterilerin isteği doğrultusunda model için bir şarj altyapısı kurmanın da dahil olduğu bazı danışmanlık ve servis ürünleri bizzat marka tarafından sağlanabiliyor.
Mercedes-Benz
GenH2 Kamyonu, uzun mesafeli taşımacılık için geliştirilen hidrojen yakıt hücreli bir ağır ticari araçtır. Araçta, her biri 40 kg olmak üzere toplam 80 kg kapasiteli, vakum yalıtımlı paslanmaz çelik sıvı hidrojen tankları bulunur. Bu sistem, yaklaşık 1000 km’ye kadar menzil sunacak şekilde tasarlanmıştır. Yakıt hücresi sistemi toplam 300 kW (2x150 kW) güç üretirken, 70 kWh kapasiteli batarya ise hızlanma ve yokuş çıkış gibi anlık ihtiyaçlarda 400 kW’a kadar ek güç desteği sağlar. Batarya, frenleme ve fazla enerjinin geri kazanımı ile şarj edilir.
Araçta yer alan iki elektrik motoru, toplamda 2x230 kW sürekli güç ve 660 kW (2x330 kW) tepe güç üretir. Tork değerleri ise sürekli kullanımda 2x1577 Nm, maksimumda ise 2x2071 Nm seviyesindedir. Gelişmiş ısı yönetim sistemi, tüm bileşenlerin ideal sıcaklıkta çalışmasını sağlayarak yüksek verimlilik ve uzun ömür sunar. 40 ton brüt ağırlık (yaklaşık 25 ton yük kapasitesi) hedefiyle geliştirilen GenH2, ağır yük taşımacılığında çevreci ve güçlü bir alternatif olarak öne çıkar.
MERCEDES-BENZ
Bataryalı elektrikli uzun yol kamyonu Mercedes-Benz eActros LongHaul, GenH2 Truck ile aynı sınıfta yer alıyor. Seri üretim GenH2 Truck ile geleneksel bir dizel kamyonun teknik nitelikleri büyük oranda aynı seviyede oluyor. eActros LongHaul’un tek şarjlı, nispeten daha düşük menzili, yüksek enerji verimliliği ile dengeleniyor. Bataryalı elektrikli çözümler, alternatif yakıtlı araçlar içerisinde en yüksek verimlilik seviyesini sunuyor. Bu, ticari işletmeler için düşük enerji maliyetleri anlamına geliyor. Çoğu örnekte şirket operasyonlarındaki uzun yol seferleri, eActros LongHaul’un tek şarjla sağlayacağı yaklaşık 500 km’den daha uzun bir menzil gerektirmiyor. Zaten kamyon sürücülerinin sürüş sürelerine ilişkin yasal düzenlemeler, daha uzun bir menzile olan ihtiyacı kısıtlıyor. Örneğin, AB’deki kamyon sürücülerinin en geç 4-5 saatlik sürüşten sonra en az 45 dakika mola vermesi gerekiyor. İleri teknoloji şarj çözümleri sayesinde bu süre içinde yolculuğun devamı için araç şarj edilebiliyor. Dolayısıyla şarj seçenekleriyle eActros LongHaul, planlanabilir rotalarda, uzun mesafelerde ve düzenli kullanımda nakliye şirketleri için doğru seçim olmayı amaçlıyor. Daimler'in yaklaşımı küresel olduğu için - grup içindeki tüm markalar (Freightliner ve Fuso dahil), EV'lerinde küresel olarak tek tip bir temel mimari "ePowertrain" kullanacaklar. Şirket, ePowertrain'in teknolojik kalbinin, bir veya iki entegre e-motor ve şanzımana sahip bir e-aks olan, şirket içinde geliştirilen eDrive ünitesi olduğunu açıklıyor.
1930'larda, Consolidated Freightways (CF) kendi kamyonlarını üretmek için Fageols kamyonlarını yeniden yapılandırdı ve zorlu arazi koşullarında çalışacak kamyon "Freightliners" markasıyla ilk üretim Consolidated Freightways''ın Salt Lake City etrafında yer alan bakım tesisinde 1942 yılında yılında üretildi. Daha sonra üretim İkinci dünya Savaşı nedeniyle duraksadı savaş sonrası üretime devam edildi ve şirket kendisi harici ilk üretimi forklift üretici Hyster firmasına yaptı. Geçmişi markanın ayrılmaz bir parçası olsa da, Freightliner geleceğe odaklı olmaya devam ediyor, her zaman yeni teknolojileri geliştiriyor ve inovasyon yoluyla sektöre öncülük ediyor. İnovasyon yoluyla kaliteye verilen sürekli vurgu, yoldaki en iyi kamyonları yaratmaya yönelik süregelen, teknolojiden ilham alan, tutkulu sürüşüle mükemmel bir şekilde kesişiyor.
FREIGHTLINER
Freightliner, filo müşterileri ile üretim öncesi modellerin kapsamlı testlerinin ardından eCascadia Sınıf 8 akülü elektrikli kamyonun üretim versiyonunu tanıttı. eCascadia, bu haftanın başlarında California, Long Beach'teki Advanced Clean Transportation Expo'da depo tabanlı şarja izin veren kısa mesafeli rotalar için uygun bir elektrikli yarı kamyon olarak çıkış yaptı. İdeal kullanımlar, son mil lojistiği, yerel ve bölgesel dağıtım, drenaj ve depodan depoya uygulamaları içerir. Freightliner eCascadia , Daimler'in sahibi olduğu Detroit tarafından geliştirilen, tek eAxle konfigürasyonunda 320 beygir gücü ve tandem eAxle kılığında 470 beygir gücü ve 230 mil'e kadar bir menzil sunan üç pil seçeneği sunan Detroit ePowertrain tarafından desteklenmektedir (en büyük 440 kWh paketinden). eAxle, kompakt bir ünite içinde bir elektrik motoru, şanzıman ve özel elektroniklerle entegre edilmiş bir elektrikli aktarma organı bileşenidir. Detroit'in ePowertrain'i, 23.000 pound-feet maksimum tork ve 395 beygir gücü maksimum güce sahip bir çift motor ve 11.500 lb-ft maksimum tork ve 195 hp maksimum güce sahip tek bir motor dahil olmak üzere iki eAxle tasarımı sunar.
Freightliner
Freightliner eM2, şehir içi ve bölgesel dağıtım operasyonları için geliştirilmiş tamamen elektrikli bir orta sınıf ticari araçtır. Güçlü elektrik motoru yaklaşık 480 beygir gücü üretirken, 325 kWh kullanılabilir batarya kapasitesi sayesinde tek şarjla yaklaşık 370 km (230 mil) menzil sunar. Bu özellikleriyle özellikle lojistik, dağıtım ve belediye hizmetlerinde verimli bir çözüm olarak öne çıkar.
Araç, hızlı şarj desteği ile yaklaşık 60 dakikada %80 doluluğa ulaşabilir ve bu sayede operasyonel sürekliliği artırır. 26.000 lb GCWR (brüt birleşik ağırlık kapasitesi) ile ağır yük taşımaya uygun olan eM2, sıfır emisyonlu yapısı, düşük işletme maliyetleri ve sessiz sürüş avantajı ile modern taşımacılıkta sürdürülebilir bir alternatif sunmaktadır.
Freightliner
Freightliner M2 112 Natural Gas, şehir içi ve bölgesel taşımacılık için geliştirilmiş, doğalgaz (CNG/LNG) ile çalışan güçlü ve verimli bir ticari araçtır. Motor seçeneklerine bağlı olarak 260–320 beygir gücü ve 660–1000 lb-ft tork üreterek farklı yük ve operasyon ihtiyaçlarına uyum sağlar. Düşük emisyon değerleri sayesinde çevreci bir alternatif sunarken, özellikle dağıtım, belediye hizmetleri ve filo kullanımları için ideal bir çözüm olarak öne çıkar.
Araç, 66.000 lb GCWR (brüt birleşik ağırlık kapasitesi) ile orta ve ağır yük taşımacılığında güçlü performans sunar. Dayanıklı şasi yapısı, ergonomik kabin tasarımı ve yakıt verimliliği ile hem sürüş konforu hem de işletme maliyetleri açısından avantaj sağlar. Modern lojistik ihtiyaçlara uygun olarak geliştirilen M2 112 Natural Gas, sürdürülebilir taşımacılıkta önemli bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.
Elektrikli araçlara geçiş hızla ilerlerken, ulaşım operatörleri için daha karmaşık süreçleri de beraberinde getiriyor. İşletmenize uygun şarj çözümünü belirlemek ilk bakışta zor görünse de, Scania bu sürecin başından sonuna kadar size rehberlik ederek doğru ve sürdürülebilir çözümler sunar.
Operasyonunuza özel doğru şarj altyapısı ve şarj çözümleri; maksimum performans ve çalışma süresi elde etmek, toplam işletme maliyetlerini (TCO) düşürmek ve batarya sağlığını koruyarak uzun ömürlü kullanım sağlamak açısından kritik öneme sahiptir. Scania’nın sunduğu kapsamlı destek ile süreçleri optimize edebilir ve işinizin en önemli alanlarına odaklanabilirsiniz.
Scania
Scania 45R ve 45S modelleri, uzun yol ve ağır yük taşımacılığı için geliştirilmiş tamamen elektrikli yeni nesil kamyonlardır. 4x2 tekerlek yapılandırması ve 4150 mm dingil mesafesi ile dengeli ve verimli bir sürüş sunan bu araçlar, Scania’nın R ve S kabin seçenekleriyle hem konfor hem de aerodinamik avantaj sağlar. Elektrikli tahrik sistemi 410 kW sürekli güç üretirken, PTO sistemi sayesinde 30 ile 260 kW arasında değişen elektrik ve mekanik güç çıkışları sunarak farklı operasyonel ihtiyaçlara uyum sağlar.
Araçta yer alan batarya sistemi toplamda 624 kWh kurulu kapasiteye sahip olup, 468 kWh kullanılabilir enerji sunar. Bu yapı sayesinde 40 ton toplam ağırlıkta yaklaşık 350 km, 64 ton seviyesinde ise yaklaşık 250 km menzil sağlanırken, ideal koşullarda menzil 450 km’ye kadar ulaşabilmektedir. CCS2 hızlı şarj altyapısı ile 375 kW gücünde, 500A destekli sistem sayesinde araç 90 dakikadan daha kısa sürede tamamen şarj edilebilir. Maksimum 64 ton brüt araç ağırlığı kapasitesi ile ağır yük taşımacılığına uygun olan Scania 45R ve 45S, güçlü performansı, düşük emisyonu ve modern teknolojileri ile sürdürülebilir lojistik çözümlerinde öne çıkmaktadır.
Scania
Scania 25P ve Scania 25L elektrikli kamyon modelleri, şehir içi ve bölgesel taşımacılık için geliştirilmiş, yüksek verimlilik ve düşük emisyon odaklı modern ticari araçlardır. 4x2, 6x2 ve 6x2*4 tekerlek yapılandırmaları ile farklı operasyonel ihtiyaçlara uyum sağlayan bu modeller, 3950 mm ile 5750 mm arasında değişen dingil mesafesi seçenekleriyle esnek kullanım sunar. P ve L kabin alternatifleri sayesinde özellikle şehir içi dağıtım, belediye hizmetleri ve yoğun trafik koşullarında konforlu ve pratik bir sürüş deneyimi sağlar.
Araçlarda kullanılan yağ püskürtme soğutmalı kalıcı mıknatıslı elektrikli motor, yaklaşık 295 kW tepe güç ve 2.200 Nm tork üretirken, sürekli kullanımda 230 kW ve 1.300 Nm performans sunar. Batarya tarafında ise 300 kWh (9 batarya) ve 165 kWh (5 batarya) kurulu kapasite seçenekleri bulunur ve bu sayede yaklaşık 250 km’ye kadar menzil elde edilir. CCS Type 2 bağlantı ile 130 kW / 200A DC hızlı şarj desteği sunan Scania 25P ve 25L, maksimum 29 ton brüt araç ağırlığı kapasitesi ile şehir içi lojistikte güçlü, sessiz ve sürdürülebilir bir çözüm olarak öne çıkar.
Scania
Scania Hybrid Trucks, dizel motor ile elektrikli tahrik sistemini bir araya getiren hibrit kamyon çözümleridir. Bu araçlar, özellikle şehir içi ve bölgesel taşımacılıkta yakıt tüketimini azaltırken aynı zamanda emisyon değerlerini düşürerek çevreci bir alternatif sunar. Elektrik modu sayesinde düşük gürültü ile çalışabilen Scania hibrit kamyonlar, gece teslimatları ve düşük emisyon bölgelerinde kullanım için ideal bir çözüm sağlar.
Hibrit sistem, dizel motor ile elektrik motorunun birlikte çalışması sayesinde hem performans hem de verimlilik sunar. Enerji geri kazanım sistemi (rejeneratif frenleme) ile bataryalar sürüş sırasında şarj edilirken, plug-in hibrit versiyonlarda dışarıdan şarj imkânı da bulunur. Bu sayede işletmeler, toplam yakıt maliyetlerini düşürürken operasyonel esneklik kazanır. Scania Hybrid Trucks, sürdürülebilir taşımacılık hedeflerine ulaşmak isteyen firmalar için güçlü ve dengeli bir çözüm olarak öne çıkmaktadır.
Scania
Scania HEV (Hybrid Electric Vehicle) kamyon modelleri, dizel motor ile elektrikli tahrik sistemini bir araya getirerek şehir içi ve bölgesel taşımacılıkta yüksek verimlilik sunan hibrit çözümler arasında yer alır. 4x2, 6x2 ve 6x2*4 tekerlek yapılandırmaları ile sunulan bu modeller, 3600 mm ile 6350 mm arasında değişen dingil mesafesi seçenekleri sayesinde farklı operasyonel ihtiyaçlara kolayca uyum sağlar. P, L ve G kabin alternatifleri ile konfor ve kullanım esnekliği sunan Scania HEV, hem performans hem de düşük emisyon avantajını birlikte sağlar.
Scania HEV, özellikle yoğun şehir trafiği ve dağıtım operasyonları için geliştirilmiş hibrit bir ticari araç teknolojisidir. Bu sistemde elektrik motoru, düşük hızlarda ve kalkış anlarında aktif rol oynarken; dizel motor daha çok yüksek hız ve uzun mesafe kullanımında devreye girer. Bu sayede araç, klasik dizel araçlara göre çok daha verimli bir sürüş karakteri sunar. Bu modelin en önemli farkı, harici şarj gerektirmeden kendi kendini besleyen bir hibrit sistem olmasıdır. Frenleme ve yavaşlama anlarında oluşan enerji geri kazanılarak bataryada depolanır ve yeniden kullanılır. Özellikle şehir içi sessiz çalışma avantajı, yakıt tasarrufu ve düşük emisyon değerleri sayesinde Scania HEV, sürdürülebilir ve ekonomik filo çözümleri için güçlü bir alternatif olarak öne çıkar.
Scania
Scania PHEV, İsveçli üretici Scania tarafından geliştirilen plug-in hibrit (şarj edilebilir hibrit) güç aktarma sistemine sahip ticari araç çözümüdür. Bu sistem, dizel motor ile elektrik motorunu bir arada kullanarak hem yüksek performans hem de düşük emisyon avantajı sunar. Özellikle şehir içi ve şehirler arası taşımacılıkta esneklik sağlayan PHEV yapısı, gerektiğinde tamamen elektrikli modda çalışabilmektedir.
Scania’nın PHEV teknolojisi, yaklaşık 80 km’ye kadar tamamen elektrikli sürüş menzili sunabilir ve farklı sürüş modları (elektrik, hibrit, şarj koruma vb.) arasında otomatik geçiş yapabilir. Bu sayede sıfır emisyon bölgelerinde sessiz ve çevreci kullanım sağlarken, uzun mesafelerde hibrit mod ile maksimum verimlilik elde edilir. Yakıt tüketimini ciddi oranda azaltan bu sistem, modern lojistik ve sürdürülebilir taşımacılık çözümleri için önemli bir alternatiftir.
Nikola Corporation, ağır hizmet tipi ticari akülü elektrikli araçlar, yakıt hücreli elektrikli araçlar ve enerji çözümleri üreten bir Amerikan üreticisidir. İlki doğal gaz yakıtlı türbin-elektrikli yarı kamyon olan 2016'dan 2020'ye kadar çeşitli araç konseptleri sundu. Şirket 4 Haziran 2020'de halka açıldı. Şubat 2022'de şirket, Nikola Tre olarak bilinen ilk akülü elektrikli yarı kamyonlarının 300 ila 500'ünün müşterilere teslimatını öngördü. Şirket, ilk iki akülü elektrikli kamyonunu Aralık 2021'de teslim etti.
Nikola
Nikola Tre BEV, tamamen elektrikli altyapısı ile geliştirilen ve ağır yük taşımacılığına yönelik tasarlanmış modern bir çekici modelidir. Yüksek batarya kapasitesi, güçlü motor yapısı ve sıfır emisyon özelliği sayesinde hem çevreci hem de yüksek performanslı bir kullanım sunar. Özellikle şehir içi ve bölgesel lojistik operasyonlarında sessiz çalışma avantajı ve düşük işletme maliyetleri ile öne çıkar.
Teknik özelliklerine bakıldığında, araç 37.194 kg GCWR kapasitesine sahip olup tek şarjla yaklaşık 565 km menzil sunmaktadır. Maksimum 120 km/s hıza ulaşabilen Nikola Tre BEV, toplam 753 kWh enerji kapasitesi ile uzun süreli kullanım imkânı sağlar. CCS1 veya CCS2 uyumlu 240 kW DC hızlı şarj desteği sayesinde yaklaşık 120 dakika içinde şarj edilebilir. 480 kW (645 HP) güç üreten elektrik motoru ise ağır yük koşullarında dahi yüksek çekiş performansı sunarak segmentinde güçlü bir alternatif oluşturur.
Nikola
Nikola Tre FCEV, hidrojen yakıt hücreli elektrikli altyapısı sayesinde uzun menzil, hızlı yakıt ikmali ve sıfır emisyon avantajını bir arada sunan yeni nesil ağır ticari araç modelidir. Özellikle uzun yol taşımacılığı ve yoğun lojistik operasyonları için geliştirilen bu model, geleneksel elektrikli araçlara kıyasla daha kısa dolum süresi ve daha yüksek operasyon sürekliliği ile öne çıkar. Yaklaşık 804 km menzil sunabilen araç, sadece 20 dakika gibi kısa bir sürede yakıt ikmali yaparak kesintisiz kullanım imkânı sağlar ve 645 HP gücü ile yüksek performans gerektiren taşımacılık ihtiyaçlarına güçlü bir çözüm sunar.
Nikola Tre FCEV’in çalışma prensibi, hidrojen yakıt hücresi teknolojisine dayanmaktadır. Araçta bulunan yakıt hücresi yığını, hidrojeni oksijenle birleştirerek elektrik enerjisine dönüştürürken; entegre batarya sistemi hızlanma anlarında ek güç sağlayarak performansı destekler ve rejeneratif frenleme ile geri kazanılan enerjiyi depolar. Hidrojen depolama sistemi, yakıtın güvenli bir şekilde muhafaza edilmesini sağlarken, e-aks sistemi ise hem yakıt hücresinden hem de bataryadan gelen enerjiyi tekerleklere ileterek hareketi oluşturur. Bu ileri teknoloji kombinasyonu sayesinde Nikola Tre FCEV, çevreci, güçlü ve sürdürülebilir taşımacılık çözümleri arasında önemli bir konumda yer almaktadır.
Nikola
Nikola Two FCEV, hidrojen yakıt hücreli elektrikli teknolojisiyle geliştirilmiş, uzun yol taşımacılığına yönelik yüksek performanslı bir çekici modelidir. Özellikle ağır yük ve uzun mesafe operasyonları için tasarlanan bu araç, yaklaşık 1500 km menzil kapasitesi ile segmentinde dikkat çekerken, yalnızca 20 dakikalık yakıt ikmal süresi sayesinde kesintisiz lojistik süreçler sunar. 1000 HP güç ve 2000 Nm tork üreten Nikola Two FCEV, zorlu yol ve yük koşullarında dahi üstün çekiş ve performans sağlayarak ağır vasıta taşımacılığında güçlü bir alternatif oluşturur.
Araçta kullanılan hidrojen yakıt hücresi sistemi, hidrojeni elektrik enerjisine dönüştürerek sıfır emisyonlu bir sürüş deneyimi sunar. Bu enerji, elektrik motorları aracılığıyla doğrudan hareket enerjisine çevrilirken, destekleyici batarya sistemi performansı optimize eder ve enerji geri kazanımı sağlar. 36 tonluk taşıma kapasitesi ile yüksek verimlilik sunan Nikola Two FCEV, hızlı dolum, uzun menzil ve çevreci yapıyı bir araya getirerek geleceğin sürdürülebilir taşımacılık çözümleri arasında öne çıkan modellerden biridir.
DAF, Hollandalı otomobil ve ticari taşıt üreticisi kuruluş. DAF sözcüğü, Van Doornes Automobilfabrieken ifadesinin kısaltılmış biçimidir. 1928 yılında, Hollanda'nın Eindhoven şehrinde Hub van Doorne tarafından "Hub van Doorne, Machinefabriek en Reparatie-inrichting" ismi ile kurulmuştur. Başlangıçta kaynak ve metal işleme alanlarında hizmet veren firma, 1932 yılında ismini "Van Doornes Aanhangwagenfabriek" (DAF) olarak değiştirmiş ve kamyonlar için metal kasalar üretmeye başlamıştır. 1936 yılında TIR konteynerleri üretmeye başlayan firma, bu alanda dünyada bir ilke imza atmıştır.
DAF
DAF FT (4x2) çekici, elektrikli motor teknolojisi ile donatılmış, özellikle şehir içi ve bölgesel taşımacılık operasyonları için geliştirilen modern bir çekici çözümüdür. 4x2 şasi yapısına sahip olan bu model, 37 tonluk GCW kapasitesi ile ağır yük taşımacılığına uygun performans sunarken, 380 cm dingil mesafesi sayesinde dengeli sürüş ve yüksek manevra kabiliyeti sağlar. Yaklaşık 9000 kg ağırlığındaki araç, optimize edilmiş yapısı ile verimli kullanım avantajı sunar.
Araçta yer alan VDL elektrik motoru, 210 kW nominal ve 240 kW tepe güç üreterek 2000 Nm tork değeri ile güçlü bir çekiş performansı sağlar. 350 kWh batarya kapasitesine (315 kWh efektif kullanım) sahip olan DAF FT (4x2), tam şarj ile yaklaşık 220 km menzil sunarak günlük lojistik operasyonları için ideal bir çözüm oluşturur. 250 kW hızlı şarj desteği sayesinde batarya yaklaşık 75 dakika içerisinde doldurulabilir. Menzil ve performans değerleri; kullanım senaryosu, sürüş koşulları ve taşınan yüke bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
DAF
DAF FAN (6x2) sabit kasalı kamyon, elektrikli motor teknolojisiyle donatılmış, özellikle şehir içi ve bölgesel dağıtım operasyonları için geliştirilen güçlü ve verimli bir ticari araçtır. 6x2 şasi yapısına sahip olan bu model, 29 ton GVW kapasitesi ile yüksek taşıma gücü sunarken; 380 cm ile 480 cm arasında değişen dingil mesafesi seçenekleri sayesinde farklı lojistik ihtiyaçlara uyum sağlar. Yaklaşık 10.160 kg ağırlığındaki araç, sağlam yapısı ve dengeli sürüş karakteri ile dikkat çeker.
VDL tarafından geliştirilen elektrik motoru, 210 kW nominal ve 240 kW tepe güç üretirken, 2000 Nm tork değeri ile ağır yüklerde dahi yüksek çekiş performansı sunar. 350 kWh batarya kapasitesine (315 kWh efektif) sahip olan DAF FAN (6x2), tam şarj ile yaklaşık 250 km menzil sağlayarak günlük dağıtım operasyonları için ideal bir çözüm oluşturur. 250 kW DC hızlı şarj desteği sayesinde batarya yaklaşık 75 dakika içerisinde doldurulabilir. Menzil ve performans değerleri; kullanım şekli, sürüş koşulları ve yük durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
DAF
DAF LF Electric, şehir içi ve kısa mesafeli dağıtım operasyonları için geliştirilen kompakt ve tamamen elektrikli bir kamyon modelidir. 4x2 sabit kasalı şasi yapısına sahip olan araç, 19 ton GVW kapasitesi ile hem hafif hem de orta ölçekli taşımacılık ihtiyaçlarına ideal bir çözüm sunar. 530 ve 585 cm dingil mesafesi seçenekleri sayesinde farklı üstyapı ve kullanım senaryolarına kolayca uyum sağlayan DAF LF Electric, yaklaşık 7.300 kg şasi ağırlığı ve 11.700 kg yük kapasitesi ile yüksek verimlilik sağlar.
Araçta kullanılan Dana sabit mıknatıslı elektrik motoru, 260 kW nominal ve 370 kW tepe güç üretirken, 1970 Nm tork değeri ile güçlü bir sürüş performansı sunar. 282 kWh batarya kapasitesine (254 kWh efektif kullanım) sahip olan DAF LF Electric, tam şarj ile 280 km’ye kadar menzil sağlayarak günlük dağıtım operasyonlarında kesintisiz kullanım imkânı sunar. Sıfır emisyon, düşük gürültü seviyesi ve yüksek enerji verimliliği ile öne çıkan bu model, sürdürülebilir şehir lojistiği için modern ve çevreci bir alternatif olarak konumlanmaktadır.
DAF
DAF CF Hybrid, dizel ve elektrikli motor teknolojisini bir araya getirerek özellikle şehir içi ve şehirler arası taşımacılıkta maksimum verimlilik sunmak amacıyla geliştirilmiş hibrit bir kamyon modelidir. Sahada test edilen bu yenilikçi modelde, 10,8 litrelik PACCAR MX-11 dizel motor (330 kW / 450 HP’ye kadar güç) ile ZF tarafından geliştirilen elektrik motoru birlikte çalışır. Elektrik motoru 75 kW nominal ve 130 kW maksimum güç üretebilirken, bu sistem özel ZF TraXon şanzıman ile entegre edilerek optimum sürüş performansı sağlar.
DAF CF Hybrid’de yer alan 85 kWh batarya, dizel motor çalışırken otomatik olarak şarj edilir ve tam dolu olduğunda araç yaklaşık 50 km’ye kadar tamamen elektrikli sürüş imkânı sunar. Bu özellik, özellikle şehir merkezlerine giriş çıkışlarda sıfır emisyon ve sessiz kullanım avantajı sağlar. Şehir dışı kullanımlarda ise verimli dizel motor devreye girerek uzun menzil sunar. Ayrıca egzoz freni ve yokuş aşağı hız kontrolü sırasında geri kazanılan enerji, elektrik motoru tarafından yeniden kullanılarak hem yakıt tüketimini hem de CO₂ emisyonlarını önemli ölçüde azaltır. Bu sayede DAF CF Hybrid, performans, çevrecilik ve operasyonel verimliliği bir arada sunan güçlü bir hibrit çözüm olarak öne çıkar.